“Bu insanları merhamet değil itaat yönlendirir ve bu insanlar tanrılarının kafirleri, cadıları, zina yapanları ya da yabancıları öldürmeyi emrettiğine inanmaya başlarlarsa ne yaparlar kim bilir.
Elbette mutlak ilahi emirler olmadığı için laik etik sık sık zorlu çelişkilere düşüyor. Bir davranış birine zarar verip başka birine iyi geliyorsa ne olacak? Fakirlere yardım etmek için zenginlerden daha fazla vergi almak etik mi? Zalim bir diktatörü devirmek için kanlı savaşa girilir mi? Bir ülke sınırsız sayıda mülteci kabul etmeli mi? Laikler bu tür ikilemlerle karşılaştıklarında, “Tanrı ne buyurmuş?” diye sormazlar. Onun yerine, ilgili tüm tarafların duyguları ölçülüp tartılır, geniş ölçekli gözlemler yapılıp olasılıklar değerlendirilir ve mümkün mertebe az zarara yol acacak bir orta yol aranır.
Mesala, cinsellikle ilgili tutumları düşünün. Laik insanlar tecavüz, eşcinsellik, hayvanlarla cinsel ilişkiye girilmesi ve ensesti uygun bulup bulmadıklarına nasıl karar verir? Duyguları masaya yatırarak. Tecavüz ilahi bir emre aykırı olduğundan değil ama insanlara zarar verdiğinden elbette.”
Yuval Noah Harari, Laiklik, 21. Yüzyıl İçin 21 Ders